İbrahim Sağır – Şiirlerim

Şiir tadında bir blog

Karacaoğlan

Filed under: şiirlerim — Ekim 6, 2011 @ 7:49 pm

KARACAOĞLAN

 

Şiir vadisinde bir yüce destan,          

Tellere dil verdi Karacaoğlan.

Çukurova, yankılandı bu sesten,

Sazınan, gül derdi Karacaoğlan.

 

Döne kızdan, Kara kızdan el aldı,.

Omuzda saz, sırtta heybe yol aldı,

Sıla hasretiyle söyledi, çaldı,

Gurbetlere yârdı Karacaoğlan.

 

Aşkın pınarından içti doluyu

Sevgiyle dolaştı Anadolu’yu,

Kayseri’yi, Erzurum’u, Bolu’yu,

Ozanlara pirdi Karacaoğlan.

 

Aşkın sırlarını ruhunda sezdi,

Güzeller üstüne şiirler yazdı,

Sevda yumağını doladı, çözdü,

Aşıklara serdi Karacaoğlan.

 

Mestine de deli gönül mestine,

Salmış sözü güzellerin  kastına,

Kar tozamış Elif kızın üstüne,

Sözü, saza sardı Karacaoğlan.

 

Hasretine mekan ettim döşümü,

Hub dilberler süslemede düşümü,

Koşmaların okudukça başımı,

Sevdalara kardı Karacaoğlan.

 

Çarşıya da deli gönül çarşıya,

Güzellerin şavkı vurur karşıya,

İki tepe bakar karşı karşıya,

Cehle karşı surdu, Karacaoğlan.

 

İbrahim SAĞIR

 

 

 

 

OTUZ ÜÇ ŞEHİT DESTANI

Filed under: şiirlerim — Mayıs 29, 2011 @ 6:28 pm


Bir acı haberle sarsıldı vatan,

Ne yürek dayanır buna, ne de can

Ey şanlı milletim uykudan uyan,

Tabutlar sarıldı bir bir bayrağa,

Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Yirmi dört mayısta pusu kurdular,
Araçları dört bir yandan sardılar,
Silahsız gençleri burada vurdular,
Mermiler sıkıldı baştan ayağa,
Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Kahrolası reziller çekti tetiği,
“Şehit yazar Mehmet’imin kütüğü,
Baş kaldırmış üç beş nâmus yitiği,
Bu ihânet leke düşürdü çağa,
Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Demokratik çözüm deyip duranlar,
Milletime sinsi tuzak kuranlar,
Mazur mudur Mehmetçik’i vuranlar?
Hain döller yuvalanmış şu dağa,
Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Tetik çeken ele gül mü atalım?
Orduyu şakiyle bir mi tutalım?
Aklımızı başımıza katalım,
Tâviz olmaz üç beş sefil alçağa,
Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Medyaya tünemiş nice baykuşlar,
Köşesinde, ekranında kin kusar,
İçimi bir kasvet, bir nefret basar,
Düşürdüler askerimi tuzağa,
Otuz üç er şehit düştü toprağa.

Sağır der ki neylemeli, netmeli,
Bu fitnenin önü ardı bitmeli,
Çekiç Güç mü, ne halt ise gitmeli,
Yazık yanan nice asil ocağa,.
Otuz üç er şehit düştü toprağa

İbrahim SAĞIR

85. Yıl Cumhuriyet Marşı

Filed under: şiirlerim — Mayıs 29, 2011 @ 6:22 pm

Dikenli yollar aştık, sarp geçitlerden geçtik,
Seksen beş  sene önce cumhuriyeti seçtik.
Başımız dik, mutluyuz, yürüyoruz ileri.
Atatürk’e söz verdik, yaşatmaya ant içtik.
Seksen beşinci kutlu yılında cumhuriyet,
Uygarlığın şerefli yılında cumhuriyet.

Güçlükleri aşarak mutlu günlere erdik,
Bu uğurda her türlü zorluğa göğüs gerdik,
Cumhuriyet coşkusu ışık ışık yüzlerde
Azmimizin gücünü tüm dünyaya gösterdik.

Seksen beşinci kutlu yılında cumhuriyet,
Uygarlığın şerefli yolunda cumhuriyet.

Bayrağımın gölgesi kucaklıyor vatanı,
Edirne’yi, Sinop’u, İzmir’i, Ardahan’ı,
Rehberimiz Ata’nın sarsılmaz ilkeleri.
Bu hızla aşacağız en amansız tufanı.

Seksen beşinci kutlu yılında cumhuriyet,
Uygarlığın şerefli yolunda cumhuriyet.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Bize,
Zevk alırız hizmetten bu güzel ülkemize,
Andımız var geçmeye medeni milletleri,
Hiçbir güç getiremez Türk milletini dize.

Seksen beşinci kutlu yılında cumhuriyet,
Uygarlığın şerefli yolunda cumhuriyet.

İbrahim SAĞIR

Zıtlar Aynası

Filed under: İbrahim sağır'ın Şiirleri resimleri,bilgiler — Nisan 3, 2011 @ 2:10 am

 

Ansızın bastırdı mevsimi hazan,

Sıradan düşlere küstü uykular.

Aklım darmadağnık, başım bir kazan,

Tutuştu içimde bütün duygular.

 

Anılar geçerken hafızalardan,

Bir hâyal sevgili cama vurmada.

Sitemler gelmede o eski yârden,

Saati periler şahı kurmada.

 

Her gurbet gecesi donar saçaklar,

Sarar dört bir yanı sisten perdeler.

Aynalar en mahrem sırları saklar,

Rüzgârın ıslığı çınlarken yer yer.

 

Akranı yetimler üzgün yatıyor,

Kumrular dem çekip uyurken gece.

Firuze yeşile siyah katıyor,

Düşleri fırçayla boyayan cüce.

 

Gecenin koynunda masum sevdalar,

Seslenir aynadan hasretler bir bir.

Yeni visallere ışık vedalar,

Düşlerin sevinci yağmurla gelir.

 

Yıldızlar her gece göz kırpar tek tek,

Bir burçtan bir burca uçarlar sessiz.

Gökyüzü uçurum göçtü göçecek,

Her yanda kasvetli bir sükût, bir giz.

 

Cüceler yurdunda devler zincirli,

Nereye göz atsam hep insan kanı.

Denizler, nehirler, tüm sular kirli,

Dünyamız bir büyük fitne kazanı.

 

Sırları çözecek o pir nerede,

Hangi iklimlerden esmede bu yel.

Kaç gözün ahı var kaç pencerede,

Gel ey mutluluğum geleceksen gel.

 

                                     İbrahim Sağır

Gecenin Vehmi

Filed under: İbrahim sağır'ın Şiirleri resimleri,bilgiler — Nisan 1, 2011 @ 11:41 pm

      

Sükutun kolları sarar geceyi,

Gölgelerin raksı başlar duvarda.

Korkular çılgınca tarar geceyi,

Sessizlik konuşur her şey susarda.

 

Rakkasın ucunda sallanır zaman,

Gezinir camlarda hâyali eller.

Etrafa sinsice çöker afakan,

Kaybolur yıllara sığmaz emeller.

 

Bir sihirbaz çeker zamana yekun,

Sessiz çığlıklarda boğulur sesler.

Hükmü kalkar hâyal denilen yokun,

Gizlenir bir yana bütün hevesler.

 

Vehmin saltanatı kurar tahtını,

Hazin hazin çalar yalnızlık çanı.

Cinler ordusunun başlar akını,

Dondurur bir cüce damarda kanı.

 

Odalar sıkmaya başlar hafiften,

Ölüm şimşek gibi çakar fikirde.

Hâyalet hâlinde görünür kefen,

Aranır kurtuluş Rabbi zikirde.

 

                                 İbrahim Sağır

 

 

Şehir Güzellemeleri

Filed under: şiirlerim,ŞİİRLERİM — Kasım 5, 2010 @ 4:42 pm

YOZGAT’TA

Medeniyetlerin harman olduğu,
Çağlardan bahseder izler Yozgat’ta.
Zaman ırmağının akışlarında,
Çözülür günbegün gizler Yozgat’ta.

Beş bin sene iyi kötü dem sürmüş,
Nakış nakış kültür ağını örmüş,
Cumhuriyet ile felâha ermiş,
Günaydın bakışlı yüzler Yozgat’ta.

Hızır koymuş derler şehrin adını,
Örfüne bağlıdır eri, kadını,
Çamlık’ta sürerken keyfin tadını,
Aşıklar yârini gözler Yozgat’ta.

On üç ilçe, on üç oğul gibidir,
Her biri bir başka ün sahibidir,
Şefaatli kardeş, Yerköy ağabidir,
Asalet yüklüdür özler Yozgat’ta.

Akdağmadeni’nde kurşun saklıdır,
Kadışehri sanki tarih yüklüdür,
Tarımda en önde Aydıncıklı’dır,
Burçak yolar narin kızlar Yozgat’ta.

Çayıralan çeker gurbetlik sancı,
Ziraat Çandır’ın haklı övüncü,
Sorgun, Sarıkaya şifada öncü,
Sağlıktan açılır sözler Yozgat’ta.

Boğazlıyan şeker pancarı eker,
Fabrikası bol bol üretir şeker,
Çekerek dağlara içini döker,
Kuraktır, yamandır yazlar Yozgat’ta.

Yenifakılı’da tarım baştadır,
Umutları yağmurdadır, yaştadır,
Saraykent termal ile uğraştadır,
Yaşanır tekmilce hazlar Yozgat’ta.

Ruhu okşar nağme nağme Sürmeli,
Bu ezgiler ilelebet sürmeli,
Oyunlarda sinsin, halay görmeli,
Çalınsın ahenkle sazlar Yozgat’ta.

İbrahim SAĞIR

Diye Diye

Filed under: ŞİİRLERİM — Ekim 10, 2010 @ 8:34 pm

DİYE DİYE

 

Gönül seni bilmem neyleyip n’etsem,

Yalvardın o yâre gel diye diye.

Kolay mı ellere bırakıp gitsem,

Bir veda eyleyip kal diye diye.

 

Mestine de deli gönül mestine,

Sürme çekmiş siyah kaşın üstüne,

Gönlümü çıkarıp verdim destine,

Aklımı zay etti del’diye diye.

 

Avaredir delibaşım avare,

Mecnun gibi tutulalı o yâre,

Çekip gitti bilinmez bir diyare,

Arayı arayı bul diye diye.

 

Nesine de deli gönül nesine,

Meftun oldum giyimine süsüne,

Hasret kaldım o sihirli sesine,

Çağırsa bir akşam gel diye diye.

 

Boşuna sızlanıp etme şikâyet,

O nun gönlü sana meyilli farz et,

Bir name gönderip halini arz et,

Gözlerim döküyor sel diye diye.

 

Aman gülüm ırak etme arayı,

Ken’delinle gel de sar bu yarayı,

Açık sana hep  gönlümün sarayı,

Sağır’ı âşığın bil diye diye.

 

İbrahim SAĞIR

 

Bursa Üstüne

Filed under: şiirlerim — Şubat 7, 2010 @ 7:08 pm

BURSA ÜSTÜNE

Bursa’nın ufak tefek taşları,

Keman olmuş o yârimin kaşları.”

Türküsü bir sevdaydı dilimde.

Çocuk gönlüm Bursa için çarpardı.

Bursa sevgiliydi, Bursa yârdı,

Osmanlı’dan kalma diyârdı.

Yıl bin dokuz yüz elli üç, yaş on yedi,

Yolum düştü bu şehre,

Şehir büyük, ben küçük,

Şehir kalabalık, ben yalnız,

Ben çaresiz, şehir yaman,

Delikanlı duygularım karmaşık,

Uludağ’ın başı duman.

Eteğine Bursa şehri yaslanmış,

Medeniyet ırmağından beslenmiş,

İki bin yedi yaşı Bursa’nın,

İnciden kıymetli taşı Bursa’nın.

İnkaya adında yaşlı bir çınar,

Beş yüz yetmiş yıllık serüveni var.

Bu topraklar tarih kokan bir mekan,

Bitinya’dan bu günlere uzanmış.

Osmanlı’dan kalma on sekiz han,

Yüz on altı camiden seslenir ezan.

İpektir zülfünü teli Bursa’nın,

Tarihi sayıklar dili Bursa’nın.

On üç yaylasıyla , sekiz ovası,

Kestane rengine batmış saçları.

On dağından nefes verir havası.

Salınır şeftali, dut ağaçları,

Kara göz, Hacivat gülü Bursa’nın,

Emir Sultan mânâ tülü Bursa’nın.

Yorgun zamanların yeşil güzeli,

Nilüfer çayı’nı basmış bağrına,

Çilek kokar saçlarının her teli,

İpekçe seslenir yeli Bursa’nın,

Anlatmakla bitmez hâli Bursa’nın.

İbrahim SAĞIR

Diyorlar

Filed under: şiirlerim — Ocak 27, 2010 @ 8:27 pm

DİYORLAR

 

İçimde yangın var sönmüyor gülüm,

Ttabipler çaresiz, nazar diyorlar.

Şaşırma bu yüzden gelirse ölüm,

DİYORLAR

 

İçimde yangın var sönmüyor gülüm,

Ttabipler çaresiz, nazar diyorlar.

Şaşırma bu yüzden gelirse ölüm,

Kitaplar böylece yazar diyorlar.

 

Ne gönülde huzur, ne canda huzur,

Söyle bana gülüm ne yanda huzur ?

Çevremi kuşatan bu aşılmaz sur,

Sevdadır gün günden azar diyorlar.

 

Kaküllerin dökme öyle derbeder,

Gelir gelir ta gönlüme darb eder,

Darp eder de bir amansız harb eder

Dostlar bana sunun mezar diyorlar.

 

Böyle başlıyormuş sevda ilk baştan,

Kurtulmazmış gönül yastan, göz yaştan,

Sağ giren yaralı çıkar savaştan,

Aklı alır, azar, azar diyorlar.

İbrahim Sağır

 

Ne gönülde huzur, ne canda huzur,

Söyle bana gülüm ne yanda huzur ?

Çevremi kuşatan bu aşılmaz sur,

Sevdadır gün günden azar diyorlar.

 

Kaküllerin dökme öyle derbeder,

Gelir gelir ta gönlüme darb eder,

Darp eder de bir amansız harb eder

Dostlar bana sunun mezar diyorlar.

 

Böyle başlıyormuş sevda ilk baştan,

Kurtulmazmış gönül yastan, göz yaştan,

Sağ giren yaralı çıkar savaştan,

Aklı alır, azar, azar diyorlar.

İbrahim Sağır

Bir Eski Rüya

Filed under: şiirlerim — Ocak 27, 2010 @ 8:22 pm

 

BİR ESKİ RÜYA      ( Rıza Tevfik Ağzıyla)

Bir akşam yollara düştüm avare,

Gönüller perişan çağlar gibiydi.

Gizlice baktım da o geçen yare,

Beni saçlarına bağlar gibiydi.

 

Zülfüne kırmızı güller takardı,

Buğulu gözleri süzgün bakardı,

Hüzünlü,kederli bir hali vardı,

Sanki için için ağlar gibiydi.

 

Yolumda bir zaman o yüz gülerdi,

Gözlerim aşkından buse dilerdi,

Kimseler bilmezdi, içimin derdi,

Bağrıma yaslanan dağlar gibiydi.

 

Geçit vermez oldu şimdi yüceler,

Dudağım bir eski şarkı heceler,

Rüyama girdikçe bazı geceler,

O sevda gönlümü dağlar gibiydi.

 

İbrahim SAĞIR